Sirtaki Tarihçe Istanbul
Kökleri Konstantinopolis'te Saklı Bir Dans: Sirtaki-Hasapiko

Sirtaki-Hasapiko dansı Bizans döneminde İstanbul'da oynanan Hasapiko Argo (Ağır Kasap) dansından doğmuştur. Hasapiko ağırlıklı olarak İstanbul'un Fener ve Balat semtlerinde, kasap loncaları arasında doğdu ve buradan Yunan dünyasına yayıldı.Bu dansın niçin kasaplar arasında doğduğu, niçin terzi havası değil de kasap havası denildiği konusu henüz tam olarak aydınlığa kavuşmuş değil. Ancak Bizans'ta günlük yaşamdan kesitler sunan kimi eserlerde, kasapların hayvanları kesmeden önce bir tür vicdan rahatlatma ritüeli olarak hayvanların etrafında döndükleri, önlerinde diz kırıp çöktükleri türünden bilgilere rastlanmaktadır. O dönemde Bizans kasaplarının çoğu Arnavut olduğu halde, Hasapiko'nun bir Yunan dansı olarak ün yapması ise, o zaman Konstantinopolis'e Yunan-Bizans kültürünün hakim olması ile açıklanabilir.

Sirtaki mi Hasapiko mu, yoksa Sirtaki-Hasapiko mu?
İsimlendirme konusunda, özellikle de Yunanlı olmayanlar arasında ciddi bir kavram kargaşası, anlaşmazlığı söz konusu. Yine de kimi isimlendirmeler artık yerleşik hale gelmiş durumda. Öncelikle, Sirtaki görece yeni bir sözcüktür, 1960'lı yıllarda kullanılmaya başlamıştır. O yıllara kadar asıl kullanılan sözcük Hasapiko ve onun türevleridir; Hasapiko Argo (Ağır Kasap), Hasapiko Grigoro (Hızlı Kasap) veya Hasaposerviko (Sırp Kasap Havası) gibi.

Peki Sirtaki nereden çıktı? Sirtaki sözcüğü, bir diğer Yunan dansının adı olan Sirto sözcüğüne, Yunanca'da küçültme ve şirinleştirme eki olan -aki soneki eklenerek elde edilmiştir. Bu yeni isimlendirmeye Hasapiko'da yapılan bir değişiklik nedeniyle ihtiyaç duyulmuştur. Böylece Hasapiko Argo ile Sirtaki arasındaki farka gelmiş oluyoruz; Hasapiko Argo aynı ritimle başlayıp aynı ritimle biten yavaş bir danstır. Ancak özellikle Theodorakis ve Hacıdakis gibi bestecilerin 1960'lı yıllarda geleneksel Yunan müziklerine getirdikleri yeni yorumlarla birlikte, bu müzikler yeni bir dans yapılandırmasını da gerekli kılmıştır. Ağır bir ritimle başlayan Hasapiko Argo belli bir noktadan sonra giderek hızlandırılmaya başlamıştır. İşte bu yeni türü saf Hasapiko'dan ayırmak için Sirtaki sözcüğü türetilmiştir. Yani Sirtaki, Hasapiko Argo ile başlayan ama bir süre sonra hızlanan dansın adıdır. Öyleyse Sirtaki hem Hasapiko'ya bağlıdır hem de ondan bağımsızdır.

Öte yandan, bu isimlendirmeleri karmaşık hale getiren şey çeşitli kesimlerin bu danslar karşısındaki tutumlarıdır. Bu anlamda Sirtaki sözcüğü günümüzde bir parça aşınmıştır. Yunan kültürünün özgünlüğü hakkında kaygı taşıyan çevreler Sirtaki sözcüğünü dejenere olmuş, içi boşaltılmış bir sözcük olarak görür ve bu yüzden genellikle Hasapiko sözcüğünü kullanırlar. Bu kültürü fazlaca bilmeyenler ise Hasapiko Argo için bile Sirtaki isimlendirmesini kullanırlar. Biz ise, çeşitli faktörleri dikkate alarak Sirtaki-Hasapiko isimlendirmesini daha kapsayıcı ve açıklayıcı bulduğumuz için böyle bir isimlendirme kullanmayı tercih ediyoruz.

Sirtaki-Hasapiko Müzikleri
Sirtaki-Hasapiko parçalarının müziksel yapısı çoğu zaman 2/4'lük bir ölçüye dayanır. Tempo genellikle 60-65 bar/dakika biçimindedir. Bu standart ölçünün yanı sıra, özellikle Sirtaki parçaları 2/4'lük Hasapiko ölçüsü ile başlayıp, 4/4'lük Hasaposerviko ölçüsü ile bitmektedir. Bu tür parçalarla dansedilirken, dansa ağır Hasapiko ritmi ile başlanır, daha sonra şarkının bir yerinde müziğe bağlı olarak yumuşak ya da sert bir geçişle Hasaposerviko'ya geçilir. Bazı Hasapiko müziklerinde, özellikle de eski parçalarda taksimia denilen uzun bir intro bölümü vardır; ancak yeni parçalardaki taksimialar çok daha kısadır, hatta kimi yeni parçalar doğrudan ritimle başlamaktadır.

Sirtaki-Hasapiko Müziklerinin Enstrümanları
Sirtaki-Hasapiko müziklerinin geleneksel enstrümanı kuşkusuz Buzuki'dir. Yunanca'daki "buzuki" sözcüğü Türkçe'deki "bozuk" sözcüğünden türemiştir; zira buzuki olarak bilinen çalgı, Anadolu'da yaygın bir şekilde kullanılan Bozuk Saz'ın küçültülmüş bir türevidir. Buzuki dışındaki Sirtaki-Hasapiko müzik enstrümanları arasında şunlar sayılabilir: bağlama (baglamadaki), ud (udi), santur (santuri), kanun (kanoni), çimbalo (santurun biraz daha geliştirilmiş türevi), laterna ve akordeon. Yeni müziklerde bunlara org, gitar ve piyano da eklenmiştir. Müziklerde kimi zaman bu enstrümanlardan birkaçı, kimi zaman da tümü çeşitli kombinasyonlarla bir araya getirilerek, birlikte veya dönüşümlü olarak kullanılmaktadır. Ancak buzuki ve baglama çoğu parçada temel enstrümanlar olarak öne çıkar.

Sirtaki - Hasapiko Figürleri
Modern batı danslarıyla kıyaslandığında, Sirtaki-Hasapiko yalın bir danstır. Ama basit değildir. Bu dansta da belli bir beceri ve ustalık gerektiren birçok karmaşık figür vardır. Bununla birlikte, çeşitli sıçrama ve bükülmeleri saymazsak, Sirtaki-Hasapiko'da bedeni çok zorlayan veya aşırı bir çeviklik gerektiren figürler çok fazla değildir. Hayatlarında hiç dansetmemiş insanlar bile çoğu figürü kolayca öğrenebilir. Genel olarak bakıldığında, bu daınsta öğrenilmesi zor olan şey figürler değildir; esas zorluk dans tavrı ve estetiği kazanma noktasında karşımıza çıkıyor. Figürlerin bedene iyice oturup refleksleşmesi anlamına gelen estetik ise zamanla, ancak bir figür defalarca yapıldıktan sonra kazanılabiliyor.

Sirtaki-Hasapiko ve diğer Yunan danslarının figürleri üzerine pek çok araştırma yapılmıştır. Yunan dansları üzerine yapılan araştırmalarda, çeşitli figürlerin ortaya çıkışı ve bu figürlere yüklenmiş anlamlar üzerinde hayli ilginç gözlemlerde bulunulmuştur. Bu çerçevede ele alındığında, Sirtaki-Hasapiko figürleri üç farklı kategoriye ayrılır; coşku ve sevinç figürleri, koyverme ve dağıtma figürleri, toparlanma ve durulma figürleri. Bu figürlerin tümü aynı müzik parçasında ardışık olarak yapılabilir; öte yandan bazı şarkılar belli bir figür grubuna daha uygundur.

Son olarak Sirtaki dansı, kendi kültürlerinin özgünlüğüne önem veren Yunanlılar için pek de iyi şeyler çağrıştırmıyor. Bu dansın fazlasıyla turistikleşip ülkenin yegane dans sembolü haline gelerek diğer birçok güzel dansı gölgede bırakması kimi çevrelerce tepkiyle karşılanıyor. Türkiye'nin zengin dans repertuarına rağmen batılı ülkelerde hep Oryantal ile -üstelik de kötü biçimde karikatürize edilmiş halde- özdeşleştirilmesi gibi bir duygu söz konusu.